Değerli yazılarıyla bizlere uzaklardan, İstanbul'dan seslenen Kadirli sevdalısı Halil KARLIK Kadirli'de!
Sayın Karlığa hoşgeldiniz diyor, yazılarının devamını bekliyoruz.
Sayın Karlık dönüşünde bizlere kendi gönlünden kopan şiirlerini yayınladığı yeni basılan kitabını tanıttı. Kendisine başarılar diliyoruz. Halil Karlığı bir kez daha Medya Kronik'in yaptığı röportajla bir kez daha tanıyoruz.
“Elbise dolu bu üç kutu beni belediye başkanlığına götürecek”
26/05/08 - 19:08
İlknur Aydoğan
Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
Beyoğlu Galatasaray, Yeni Çarşı caddesindeki “iyi”
emlakçı Halil Karlık’ı tanımaya gitmiştik biz. Dükkânı kapalıydı. Her
esnaf gibi “bir yere kadar gitmişti, gelecekti.” Kapının önünde
beklerken, buraya gel memize neden olan, yaptığı iyilikle tanıştık.
Halil Karlık’ın dükkanın önünde üç karton kutu var. Üzerlerinde “sebil,
giymediğin eşyaları getir, olmayan faydalansın”, “parasız, ücretsiz
giysiler, ihtiyacın varsa çekinme, alabilirsin” yazıyor. Biz kutuların
olduğu kaldırımda otururken sanki görünmez bir yönetmen “motor” demiş
gibi, insanlar sebile giysi poşetleri atmaya başladı.
“Bu çok büyük sevap. Kıyafetleri alanları da
görüyoruz, yerine gidiyor yardımlar” diyordu kutuları ilk
hareketlendiren Olcay Yitikgil. Biraz sonra başka bir semt sakini,
Mehmet Yıldırım elindeki poşetleri kutuya bırakıyordu. Kullanmadığı
kışlıkları, küçülenleri getirmişti. “Çok iyi bir şey bu. Semtimizde çok
insan var. İhtiyaç sahiplerinin ihtiyaçları görülüyor” diyordu, her
mevsim sonu aynı şeyi yaptığını belirterek.
İhtiyaç sahipleri de çok geçmeden kutuların başındaydı. “Çok yardımı
dokunuyor”du o kutuların. Hatta “Benzer uygulamaların artması”nı
istiyorlardı. Kutuları çekinerek kolaçan edenler ise “Yorum yapmasa
daha iyi”ydi.
Biz ise “bir kere kadar giden” ustanın yerine “dükkâna” göz kulak oluyorduk sanki. Çok geçmeden geldi “usta”.
Elinden geldiği kadar ünlü
Sohbeti keyif veren biri Halil Karlık. Gazetecilere yabancı değil.
Mülakat vermedeki ustalığını gösterircesine “Sor, onu da sor” diyor bir
sorunun ardından. Bir diğerine “Hah, şimdi ona gelsin sıra” diyor.
Konuşurken, birden durup “Bu kelimeyi çok seviyorum” vurgusunda
bulunuyor.
Naifliğini kaybetmiyor yine de. Hani aile eşrafında bir tanıdığınız
vardır; hep aynı, basit esprileri yapar. Yine de güldürür sizi. Her
seferinde aynı şekilde gülmezsiniz belki ama en azından içinizde
tebessüm uyandırır bu samimi çaba. Halil Bey’le konuşurken buna benzer
bir şey de hissediyorsunuz. İşte o yüzden “Medyatik olmayı çok
seviyorum” ya da “Elimden geldiği kadar ünlüyüm” sözleri batmıyor size.
Sevimsiz gelmiyor.
56 yaşındaki Halil Karlık, 41 yıldır Beyoğlu’nda yaşıyor. Evli. Kendini
anlatmayı seviyor. “Tekstilin tam ortasındaydım” diyor yıllarca
uğraştığı işi tarif ederken “Yugoslavya’ya ihracat yaptım. Orada savaş
çıkınca bizim işler tepetaklak oldu. O dönemde biraz para kazanmış
oldum.” İki ev, bir yazlık, bir de araba sahibi olmuş eski işi
sayesinde. Bugünkü ofisine yakın, Nur-i Ziya sokakta bir atölyesi
varmış. Yanında 15 kişi çalışıyormuş. Aynı sokakta başka bir butiğin
işleri kötü gidince yardım olsun diye biraz mal vermiş. Sonra orayı
toptan devralmış.
“Anam, döndük emlakçılığa”
Zaman geçtikçe mahallede tanınırlığı da artmış ve bir gün, bir ahbabın
“Halil, seni burada çok tanıyorlar, gel şuraya bir ilan koyalım, sen de
üç beş kuruş al” ricası üzerine bir satılık ilanı yapıştırmış dükkânın
camına. Yardım olsun diye. Gelen geçen sormuş o ilanı. Diğerleri
izlemiş bu ilk tecrübeyi. Tekstil işleri de sallanmaktaymış o ara. “
“Anam, döndük emlakçılığa. 40 yıl düşünsem aklıma gelmezdi” diyor. Ona
sorarsınız, yine de kendini emlakçı olarak görmüyor. “İnsanlara yardım
eden bir şahısım ben” diyor.
Emlakçılığa geçiş sürecinde elinde kalan giysiler oluyor. “Bunları ne
yapalım” diye düşünürken “hanımla bir arabaya doldurup” dükkânın önüne
getiriyorlar. Kutulara doldurup üzerine “sebil” yazıyorlar. 11 yıldır
devam eden bu işe, “o şekilde” başlıyorlar. Halil Bey’e göre beş milyon
giysi dağıtılmışlar bugüne kadar. “Beyaz eşyalar, yatak odası takımı,
misafir odası takımı verdik. Söylüyorlar bize, ihtiyaç sahibini işaret
ediyoruz. Ne mutlu bize.”
“Elbise kutuları beni belediye başkanlığına götürecek”
“Gücüm olsa bir büro açacağım, bir tane de bayan koyacağım. Gelen
elbiseleri temizleteceğim, astıracağım. Herkesi giyindireceğim,
göndereceğim” diyor Halil Karlık. Bu sözleri, bir siyasetçi vaadi gibi
algılayabilirsiniz. Gerçekte de onun içinde yatan aslan, belediye
başkanı olmak:
“Gördüğünüz üç kutu beni belediye başkanlığına götürecek diye
düşünüyorum. Silivri Gümüşyaka belediye başkanlığı aday adayıyım.”
Siyasi duruşu MHP’nin durduğu yer. Partide aktif görevlerde de
bulunmuş; ilçe başkan yardımcılığı, basın yayın komisyon başkanlığı
gibi. Ama eski bir CHP’liymiş. “Deniz Baykal’ı hiç sevmem. Mustafa
Sarıgül’le çok temaslarım oldu. Bir gün kendisine söyledim, ‘Gelirsen
eğer CHP’nin başına, bir şeyler düşünürüm, ama şu an bir şey diyemem.”
Kocaman bir kahkaha patlatıyor bu sözünden sonra Karlık, bizimli
birlikte.
Beyoğlu Belediyesi’nin çalışmaları hakkında ne düşündüğünü sorduğumuzda
içerden bir saptama yapıyor: “Beyoğlu Belediye Başkanı’yla da görüştüm,
ben görüşmeyi çok severim. Başkanın, Büyükşehir’le arası bozuk. Kadir
Topbaş yüz kere geldi buraya, açılışa falan. Ahmet Misbah Demircan bir
kere yanında yok. Ben böyle düşünürüm kardeşim.”
1972’den beri şiir yazıyormuş Karlık. Ortaokul yıllarındaki şiir
defterini geçenlerde tesadüfen bulduğunu anlatıyor. Bize de gösterdi,
iyice sararmış. Neler yazmışım, ne sitemler etmişim diyor defteri
karıştırırken. Eşine, öğretmenler haftasına, bilgisayara şiiri var. İki
siyasi şiiri var; biri AKP’ye, diğeri Amerika’ya. Şairlerden kendini
seviyor sadece, kimseye heves etmediğini vurguluyor bir de.
Biz sohbete devam ederken içeriye bir poşet ekmek geliyor. Aşağı
mahalleden bir restoranın çırağı kalan ekmekleri getirdiğini söylüyor.
Her zaman getirirlermiş. Yardımın sadece giysi olmadığını, Ramazan
ayında pide de dağıttıklarını söylüyor Halil Bey.
Emlak bürosunun adının neden “Lord Davutoğlu” olduğunu soruyoruz:
“Davutoğlu babamın lakabıdır Osmaniye’de. Babamın lakabını ben
yürüteceğim diye söz verdim. Tekstil firmamın adıydı. Yugoslavya’ya
ihracata başlayınca, Eminönü’ndeki Davutoğlu firmasıyla karışmasını
istemedim. Önüne ‘as mı koyalım, öz mü koyalım’ diye düşünürken
yabancılara hitap etsin diye ‘lord’da karar kıldık. Olduk mu lord,
arabam da Ford.”
Bu ilginç isimli emlak bürosu, Halil Karlık’a dar geliyor. Karlık, TV
dizilerinde küçük roller oynuyor. Memleketinin internet sitesi
KadirliHaber’de köşe yazarlığı yapıyor. Dükkânın önündeki kutularla,
sokaklara, tanımadığı insanların hayatına giriyor. Ve daha fazla
insanın kendisini fark etmesini istiyor. Beyoğlu Yeni Çarşı
caddesindeki elbise dolu üç kutu, onu belediye başkanlığına görür mü?
Ne dersiniz?
Hit: 159 | Yazdır
1. CANIM DEDECİĞİM SANA BAYILIYORUM Yazan Gizemnur SAYIN, 16-11-2008 17:37 Canım dedem yazılarını hep takip ediyorum ve okuyorum.Seninle gurur duyuyorum,yeni çıkan Gönül bahçemden şiir kitabını çok begendim herkese tavsiye ederim.Bu dedem varya çok muhteşem bir insan,herkese yardım etmeyi çok seviyor.Allah dedeme yardım etsin,dedeciğim seni çok seviyorum seni anneanemi öpüyorum.Ben gizemnur onüç yaşındayım dedemin ilk torunuyum. |
2. ÇOK ÖZLEMİŞDİM KADİRLİMİ Yazan Halil KARLIK, 13-11-2008 17:00 Saygıdeğer okuyucularım ve kıymetli Kadirli haber org imtiyaz sahibi mahmut Micazkadıoğlu nu ailelerini saygı ile selamlıyorum.mahmut kardeşim bilindigi üzere kadirliye üç günlügüne geldim.şu anda istanbul dan yazıyorum malesef hemşerilerimle hasret gideremedim. allah izin verirse kadirli ye on ağustos ta geleceğim on gün kalacağım.Yazılarımı çok yakında sizlerle paylaşacağım.Esen abiye ve tüm ailesine saygılarımı gönderiyorum.Kadirli de bir bardak çay içtim bir daha içtim çay kadirli de içilir bunu dünya duysun saygılarımla... | |